- ressam, ben de onların bu yönünden tiksiniyorum! diye bağırdı. sanatçı dediğin güzel şeyler yaratmalı, ama bunlara kendi özel yaşamından hiçbir şey katmamalı.ama öyle bir çağda yaşıyoruz ki herkes sanata bir tür özyaşamöyküsü gözüyle bakıyor. soyut güzellik duyusunu yitirmişiz.
- Aşka sadık olanlar aşkın yalnızca uçarı yönlerini bilirler; aşkın trajedilerini bilenlerse vefasızdırlar.
- insanların duygularını düşüncelerinden çok daha zevkli buluyordu lord henry. kişinin kendi ruhu ve dostlarının duyguları: hayatta insanı saran konular bunlardı işte.
- arada güzelliğin yüzeysel olduğunu söyleyenler çıkar. ama hiç olmazsa güzellik düşünce kadar yüzeysel değildir. benim gözümde güzellik mucizeler mucizesidir. görünüşe göre yargıda bulunmayanlar yalnızca sığ kişilerdir. dünyanın gerçek gizemi görünmeyen değil, gözle görünendir..
- sevgili yavrum, ömürlerinde tek bir kez sevenlerdir asıl sığ olanlar. onların vefa, sadakat diye adlandırdıkları şeyi ben, ya alışkanlığın verdiği rahatlığı ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım.
- çağı etkiyelen ilkeler değil kişilerdir.
- ikinci sınıf bir sone kitabı yayınlatmış olmak insanı resmen dayanılmaz yapmaya yeter. bu adan yazamadığı şiiri yaşar. ötekilerse, yani gerçek şairler hayatta gerçekleştirmeyi göze alamadıklarını şiir olarak yazarlar.
- kimileyin sanatın, özellikle de yazın sanatının etkisiyle olurdu bu; çünkü yazın sanatı tutkularla ve zihinle doğrudan doğruya haşır neşirdir.
- deneyim denen şey etik yönden bir değer taşımıyordu. insanların hatalarına verdikleri bir addan ibaretti.
şu var ki, deneyimde itici güç yoktu. oynadığı etkin rol vicdanın rolü kadar önemsizdi. ortaya koyduğu tek gerçek, geleceğimizin de geçmişimize eş olacağıydı; bundan önce bir kez, tiksinerek işlediğimiz günahı bundan böyle birçok kez işleyecektir, hem de seve seve.
- kız onu dinlemiyordu bile. tutkusunun zindanı içinde özgürdü.
- james arada bir yabancının meraklı bir bakışını yakaladığı zaman yüzünü asıyordu. kendine bakılmasını hiçi sevmezdi, bu, dahilere ileri yaşlarında gelen, olağan insanlarınsa hiç yakalarını bırakmayan bir şeydir.
- akhilleus heykeli
- evet, dorian, her zaman seveceksin beni. çünkü ben senin işlemeyi göze alamadığın tüm günahları simgeliyorum.
- basil'in ona beslediği aşkta -çünkü gerçekten aşktı bu- asil ve ruhsal olmayan hiçbir şey yoktu. güzelliğe karşı duyulan salt fiziksel hayranlık değildi bu. böyle bir hayranlık duyulardan doğar ve duyular yorulduğu zaman da ölür. yok, bu michelangelo'nun tatmış olduğu türden bir aşktı, montaigne'in winckelmann'ın, sizzat shakespeare'in tatmış olduğu türden.
- sanki tüm dünya günahları, nefis giysilere bürümüş, flütlerin tatlı ezgisine ayak uydurarak gözlerinin önünde dilsiz bir geçit töreni yapıyorlardı.
- belki de her kıvançta, tıpkı zevkte olduğu gibi, zalimliğin bir payı vardır.
- insanoğlu, kendinden daha güçlü biri görünen -ve kendinden daha aşağı düzeydeki yaşam türleriyle paylaştığının bilincinde olduğu- tutku ve duyulara karşı doğal bir ürkü güdüsü besleyegelmiştir.
- ne var ki tutku ve heyecanlardan vazgeçilmesini gerektiren hiçbir kuram ve düzen benimsenmeyecekti.
- antinomianism akımı : ahlaki yasaların reddi
- yaşam konusundaki hiçbir kuram ona yaşamın kendisi kadar önemli gelmiyordu. düşünsel kuramların, eylem ve deneyimden koptukları zaman ne denli çorak kaldıklarının iyice ayırdındaydı.
- tannhauser
- süleyman tası öfkeleri yatıştırıyor, sümbül taşı uyku veriyor, ametistse şarabın dumanlarını dağıtıyordu.
- kimi zaman da, günahın çekiciliğinin yarısını oluşturan o bireysellik gururuna kapılarak, aslında kendisinin hak ettiği yükü taşımak zorunda olan o biçimsiz hayalin karşısında gizli bir kıvançla gülümsüyordu.
- belden aşağısı at olan santorlar : at insan
- günah kişinin yüzüne yazılan bir şeydir. gizli tutulamaz.
- kişiyi arkadaşlarının üzerindeki etkisiyle ölçmeye hakkımız vardır.
- dorian 'her birimiz cenneti de cehennemi de içimizde taşıyoruz, basil' dedi.
- belki de insan rol yapmak zorundayken, olduğundan da rahat görünür.
- derler ki tutku kişinin düşüncelerini çember gibi çevirip gene başladığı noktaya getirirmiş.
- tanımlamak kısıtlamaktır.
- karmaşık ve gergin huylu kişiler hep böyledir. çok güçlü olan duyguları ya incitir ya da eğilir. ya öldürür ya da ölür. sığ hüzünler, sığ aşklar uzun ömürlüdür. büyük aşklar, büyük üzüntülerse kendi büyüklüklerinin kurbanı olurlar.
- dünyada tek feci şey can sıkıntısıdır dorian.
- lord henry, bilmek her şeyin sonu olur. çekici olan bilememektir. sis her şeye harika bir güzellik katar, dedi.
- lord henry, aşırıya kaçtığın zaman her şey zevk olup çıkar, diye güldü. yaşamın en önemli gizlerinden biridir bu. zaten bana sorarsan cinayet işlemek her zaman hatadır. insan, yemek sonrası söyleşilerinde konuşamayacağı hiçbir şey yapmamalıdır.
- ceza girmekte kişiyi arındıran bir şey vardı. insanın adil bir tanrıya yönelttiği dua, 'günahlarımız bağışla' değil de, 'hatalarımız için bize ceza yolla', olmalıydı.
ahh dorian (kalp)
3 eylül 2017
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder